Çölyak: Bu Hastalıktan Haberdar Mısınız?

‘Ne oldum, değil ne olacağım’ demeli insan. Çevresine duyarlı olmalı, her zaman bilmeli ve bilgilendirmeli. Onun için hep beraber “çölyak” hastalığını öğrenelim ve duyuralım. Sen de birine derman olabilirsin! Sadece anlatman yeterli.

  Çölyak hastalığı ince bağırsağın proteine karşı kronikleşen hassasiyetidir. Buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllar “gluten” içerir. Çölyak hastalarının “glutenli” yiyecekler tüketmemesi gerekir. Çölyak hastaları glutenli gıdalar tükettiklerinde bağırsak mukozasında alerji nedeniyle villus çıkıntıları ve kıvrımları tahrip olarak azalır ve küçülürler. Böylece bağırsağın yüz ölçümü gittikçe azalır ve alınan gıdalar emilemez hale gelir. Sonuçta beslenme yetersizliği, arkasından da hastalık belirtileri ortaya çıkar. Tedavi edilmemiş çölyak hastaları kısırlık, osteoporoz, düşük depresyon gibi sağlık sorunlarıyla uğraşmak zorunda kalabilir. Çocuklarda boy kısalığı ve davranışsal sorunlar, gelişim eksikliğine neden olabilir. Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu ÜyesiDokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hale Akpınar her 100 kişiden birinin çölyak hastası olduğunu ifade ediyor. O hastalardan biri de siz olabilirsiniz. Tıp otoriteleri böyle söylüyor. Yani adını belki hiç duymadığınız bu hastalık çocuğunuz, komşunuz ya da arkadaşınızda olabilir.

Bu hastalıkla ilgili olarak çölyak hastası olan Hatice Taruk ile röportaj yaptık

Hatice Taruk Bingöl Karlıova’da doğdu. Bingöl Üniversitesi’nde büro yönetimi ve yönetici asistanlığı okuyor. 15 yaşında çölyak hastası olduğunu öğrendi. Çölyak hastalığının Hatice ’nin hayatını nasıl etkilediğini kendisine sorduk.

Hastalığınızın ilk belirtilerini ne zaman fark ettiniz, nasıl anladınız?

Uyku sorunum vardı, uyuyamıyordum. Geceleri sürekli karın ağrısı oluyordu. Sürekli ishal olurdum, yediğim bütün yemek sonrası içtiğim su dahi beni ishal ederdi. Sınava hazırlanıyordum o sıralar psikolojiktir diye düşünüyordum. Daha sonra aşırılaşınca ve 2 ay içerisinde 13 kilo birden zayıflayınca hastalık olduğu kanısına vardım. Hastaneye gittim yapılan tetkikler sonucunda çölyak hastası olduğum anlaşıldı. Duyduğumda büyük şok geçirdim ama yapacak bir şey yok başa gelen çekilir.

Ailenizde sizden başka çölyak hastası olan var mı?

Ben ağabeyim ve ablam ve kardeşim dördümüz de çölyak hastasıyız. Hepimizde aynı seviyede değil elbette, birimizde az, birimizde fazla, birimizde ise hiç yok denecek kadar … Bu şekilde yaşayıp gidiyoruz işte. Çölyak hastalığı önceden bilinmiyordu. Bilinseydi eğer dedem 33 yaşında bağırsak kanserinden vefat etmeyebilirdi. Bu hastalık genetik bir hastalıktır. Bu aralar en azından tıp tarafından biliniyor, bu hastalığı olanlar uzmanlar tarafından uyarılıyor, bilgilendiriliyor.

Çölyak hastalarının beslenmelerine çok dikkat etmesi gerektiği belirtiliyor.  Siz ne gibi önlemler aldınız?

Glutenli yiyecekler yiyemiyoruz zaten. Buğday, arpa ve yulaf gibi ürünlerden yapılmış hiçbir gıda maddesini tüketmemiz gerek. Ne alsak sorarız, “glutenli mi” diye? Sizin yediğiniz gibi rastgele yiyebilme şansımız yok. Ekmeğimiz farklıdır: Bize özel yapılan ekmek türü var. Bunlar patates, kestane ve pirinç unundan yapılır.

Yiyeceklerinize kısıtlama getirildiğinde kendinizi nasıl hissettiniz?

İlk başta hiçbir şey yiyemeyeceğimi düşündüm, hiçbir ortama giremeyeceğimi düşündüm. Okuldayken yemek saati geldiğinde, yemekhane sorumlusuna sormadan yiyemiyorum. Arkadaşlarım yanımda fındık fıstık vb. ürünler tüketiyorlar ve bana uzattıklarında “hayır” demek zorunda kalıyorum. Bu onlara sanki beğenmiyormuşum gibi geliyor. Ani bir istekte bulunamıyorum çünkü ‘acaba glutenli midir?’ diye düşünüyorum. En önemlisi çevremdekilerin durumumu bilip bana acıyorlarmış gibi davranması, bu beni bitiriyor, kendimi ezik hissediyorum, bana hep acıyan gözlerle bakılmasını hiç istemiyorum. Sanki ölümcül bir hastalıkla aniden ölecekmişim gibi bana yaklaşanlar var.

Bingöl’de özenle seçmeniz gereken yiyeceklerinizi rahatlıkla bulabiliyor musunuz?

Her yerde bulunmuyor, büyük marketlerde bulunma ihtimali var. Bisküvi ve keki rahat bulabiliyorum. O da sınırlı oluyor zaten, ekmek ununu önceden sipariş verdiğinizde ekmeğinizi garantiye almış oluyoruz. Bu un Amerika’dan geliyor, ülkemizde hâla bu unu üreten fabrikaların açılmamasını da büyük bir kayıp olarak görüyorum.

Gıda için aldığınız malzemeler, hasta olmayanların aldığı malzemelerden pahalı mı?

Evet, hem de çok pahalı. Normal unun kilosu 2-3 lira iken biz kilosunu 10-20 liraya alıyoruz. Bu yüzden kimi zaman normal ekmek tüketiyorum bu da sağlığımı çok kötü etkiliyor. Maddi durumumuz iyi olsa dahi, kendimi kandırılmış hissediyorum.

Son olarak ne demek istersiniz, hastalığınız ve bu hastalık hakkında?

Dikkat edilmesi gereken bir hastalık. Kanser hastası olsan dahi iyileşebileceğini düşünebilirken, ümit ederken bizim böyle bir şansımız yok. Ölene kadar bizimle olacak bu hastalık ve aynı zamanda hayatımızı, çevremizdekileri de etkileyecek, yaşadığımız müddetçe. Hadi kendi canından vazgeçebilirsin ya çocuğununkinden düşünmesi dahi tüyler ürpertiyor, ç aslında eşinin hayatını da etkiliyorsun ister istemez yani bulunduğun bütün çevre tesirin altında. Aslında yiyecek mesele değil,en ufak bir durumda ağlıyorsun  hemen ‘neden bende öteki insanlar gibi değilim’ diyorum. Benim istediğim bize “farklı gözle bakılmasın bize acınacak haldeymişiz gibi bakmamalarını rica ediyorum tüm insanlardan.

Hasan DOĞAN

Bölge Muhabirliği Projesinin Genel Yayın yönetmeni

Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde Yeni Medya ve Gazetecilik okudu. DAÜ’de Yüksek Lisans Eğitimine devam etmektedir.

önceki haberi için : http://www.bolgemuhabirligi.com/kktc-secimlerindeki-donemsel-farkliliklar/

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.