“Dijital Dünyada Dindarlık”

4. Üsküdar Kitap Fuarı’na katılan Diyanet İşleri eski başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, onur yazarı olarak bir konuşma yaptı. “Dijital Dünyada Dindarlık” başlıklı konuşmasında, dijital medyada yanlış İslami bilgilerin “na-ehil” insanlar tarafından yayılmasını eleştirdi.

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde gerçekleştirilen 4. Üsküdar Kitap Fuarı, 10 Şubat 2018 Cumartesi günü İstanbulluların yoğun katılımıyla başladı. Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez onur yazarı olarak saat 11.00’de gerçekleştirilen açılış konuşmasını yaptıktan sonra, saat 13.00’te “Dijital Dünyada Dindarlık” başlıklı konuşmasını yaptı.

“Yanlış bilgi Müslümanların bütünlüğünü bozdu”

Mehmet Görmez, dijital mecralarda yanlış bilginin yayılmasını şu sözlerle eleştirdi: “Bilgi yaygınlaşınca bazen na-ehil ellere ulaştı ve bizi birleştiren kitap, yahut kitaplar yavaş yavaş bizi ayırmaya, parçalamaya başladı. Çünkü bilgiler farklılaştı.” diyen Görmez, dijital mecralarda yayılan yanlış bilginin etkilerini tartışırken, bunların din hayatı ve Müslüman toplumun üzerindeki etkilerinden bahsetti. “Dijital dünyanın egemen olmasından sonra her türlü denetimsiz bilginin internet sayfalarında yayınlanmaya başlamasıyla bizim hem kitap, hem bilgiyle ilişkimizde yeni bir süreç başladı. Bu süreç sadece kültürü etkilemedi. Sadece bireyi, toplumu, alışkanlıkları etkilemedi; bu süreç dini de etkiledi. Bu süreç dini hayatı etkiledi. Bu süreç dini bilgiyi parçaladı, parçalara ayırdı.” diyen Görmez’e göre bilginin farklılaşmasıyla Müslümanlar arasındaki bütünlük de bozuldu.

Dijital vaizlik

Dijital dünyanın İslami topluma getirdiği önemli yeniliklerden biri dijital platformlardan vaizlik yapanların olmasıdır. Vaizin cami, dergah ve tekkede bir kürsüden yaptığı vaazı, dijital mecradaki vaizler dijital kürsülerden yapıyorlar. Bu dijital vaizlerin bilgili, emin, ihlas ve samimiyet sıfatlarını reklam ve propaganda ile nasıl ifade edeceklerini soran Görmez, “oyun, eğlence ve alay üzerine kurulan sosyal medyada” vaizlik yapanları “Kussaslara” yani vaaz ederken ceplerinde kimyon gibi göz yaşartıcı maddeler bulunduran vaizlere benzetti. Kussalar, ağlayan ve ağlatanlara verilen isimdir. “Bütün İslam Dünyasında artık sanal alemin yönettiği, her türlü denetimden uzak dini bilgiler bütün insanlığı kuşatmaya başladı. Hatta sanal alemin ürettiği sanal gruplar ortaya çıkmaya başladı. Yeni dini organizasyonlar ortaya çıktı. Sanal dini cemaatler oluştu.” Görmez Taliban, IŞİD ve Boko Haram gibi radikal grupların ortaya çıkışını da dijital mecrada yayılan yanlış bilgilere bağlıyor. Yanlış bilgilerin yayılmasında dijital vaizleri sorumlu tutan Görmez, bu vaizlerin ehil olmadıkları konularda da konuşarak “dünyada, ülkemizde ve İslam dünyasında tüm bu acı ve felaketler yaşanırken, en büyük tehlike bu dijital dünyada ilim adamlarının çözüm aramayı bırakıp, bilinç altında kalan tarihsel ihtilafları körükleyerek, anlamsız, beyhude, faydasız tartışmalarla Müslümanları parçalara ayırması olmuştur. Maalesef dijital kürsülerine konulan vaizlerimiz nasih ve emin sıfatlarını kaybettiler. Bütün bunları bir kenara bırakarak tarihte ne kadar ihtilaf varsa, hesabı verilmemiş ne kadar kavga varsa bu dijital dünyada insanlara, sadece Türkiye’yi esas alacak olursak, 19-20 milyon genç nüfusumuz var, bütün o gençlerin ceplerine, telefonlarına indirebildiler.” dedi. Dijital vaizlerin ortaya attıkları anlamsız konulara alimlerin de dahil olduğunu belirten Görmez, şöyle devam etti: “Sadece cami, dergah ve tekke kürsülerinden değil, ekran kürsülerinden, dijital medya kürsülerinden, Şii-Sünni, selefi-sufi, ehli hadis-ehli Kur’an…tarihte yaşanmış ne türlü ihtilaf varsa gündeme getirdiler. Hem de ihtilaf ahlakını bir tarafa bırakarak. İhtilaf ahlakına riayet etmeyerek. Birbirlerini tatlil ederek, tekfir ederek, teksif  ederek. Mezhep kavgaları Kerbela savaşları, tekfir hastalıkları artık evimizde, masamızda, cep telefonlarımızda boy göstermeye başladı. Tarihte yaşanmış tüm acıların hesaplarını görmeye başladılar. Hz. Peygamberi (sav) savunmak adına karikatür krizcilerine malzeme taşıdılar. Çok örnek var, şimdi yanlış anlaşılır diye hiçbirini örnek vermiyorum. Çünkü o dili hiçbir alim, hiçbir Mü’min kullanmamalı. Bir polemik de biz başlatmamalıyız,ama üzülerek belirteyim, bütün bu yanlışlıklar hep yapıldı. Ve bunlar tabi beraberinde daha büyük sorunlar getirdi. Sadece Sünni-Şii ihtilafı değil, Sufi-Selefi kavgası değil aynı zamanda bizzat ehli sünnet içi bir tartışma. Kim ehli sünnet, kim değil. Kim öz hakiki ehli sünnet, kim öz hakiki değil tartışması başladı bir taraftan. Bütün bunlar bu dijital dünyanın bizi kuşatan yanlış, eksik bilgilerinden kaynaklanıyor.”

‘Karamsar olmayın’

Dinleyicilerinin büyük çoğunluğunun gençlerden oluşmasından ötürü karamsar olunmamasını öneren Görmez, bu sorunun dini bilginin asıl kaynağı olan kitaplara yönelmekle çözülebileceğini söyledi. Konuşmasının sonunda Türkiye’de alim ve hocaların da katıldığı gereksiz tartışmaları kısa başlıklar halinde ifade ederken, Sünneti reddedip sadece Kur’an’ı esas alanları ve Sünneti Kur’an’ın önüne geçirenleri de eleştirdi. Yazar, konuşmasından sonra kitap imzası için sıraya giren okuyucularla sohbet etti.

 

Muhabir:

Sema Kahriman (Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü öğrencisi.)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.