Lazkiye’den Antalya’ya

Lazkiye Suriye’ye bağlı bir liman şehri. Hatay’a yaklaşık 80 kilometre mesafede bulunan Lazkiye’nin nüfusu  500 bin.. Nüfusunun neredeyse beşte biri, Arap ve Müslüman olmayanlardan  oluşuyor. Şöyle bir baktığımızda, köklü bir tarihe sahip olan bu kent birçok medeniyeti barındırmış bünyesinde. Çeşitlilik bakımından zengin ve renkli…

Lazkiye, beni ışı bir dekora  sahip olan restoranında misafir eden Jashua Tarek Gabarın doğduğu kent.. Kendisi 38 yaşında ve Gemi mekaniği mühendisi.11 yıl boyunca gemide çalışmış. Denizde geçirdiği yıllarda İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan gibi birçok Avrupa ülkesini gezmiş

Bu yoğun tempolu çalışma düzeninden dolayı son 3 yılında denizde 2-3 ay süren seyahatler düzenlemeye başlamış. Gemideki işinden onca yılın getirdiği yorgunluk ve sosyal hayatın olmayışından dolayı ayrımış. Lazkiye’ye dönüp kafe işletmeye başlamış,20’ye yakın kafe işletiyor. Kazancı yeterli olmayınca  Dubai ye giderek Starbucks markasıyla 2 buçuk yıl çalışıp markanın Dubai’deki şube müdürlüğünü yapmış.

Starbucks’daki çalışma düzeninin  tıpkı askeri sisteme benzediğini söylüyor Gabar. Bu marka ile çalışırken Kanada’daki Tim Hortons kahve markasından teklif alıyor ama vize alamadığı için gidemiyor. Zorlu, stresli ve aşırı disiplin gerektiren işte daha fazla çalışmak istemeyip işten ayrılıyor.2014 yılında Dubai’den ayrılmak üzere Cezayir’e gidiyor, oradan da Türkiye’ye…Gabar 3 buçuk yıl önce Suriye’deki savaşın başlamasıyla beraber bir arkadaşı aracılığıyla Türkiye’ye geliyor.

İstanbul’da kaldıktan sonra, Antalya’ya arkadaşının yanına geliyor. Burada Geyikbayırı ve Kaleiçi’nde birçok mutfak işlerinde çalışıyor. Çevresine alışma ve dil öğrenme sürecinden sonra Antalya’da tanışıp evlendiği eşi Duygu ile Rokka’yı açmaya karar veriyor. Her kesimden müşterisi olan Rokka’nın sahibi Gabar’la sohbetimizi Türkiye’de ki Suriyeli mülteciler üzerine devam ettirdik. Ona Antalya’da herhangi bir sorun yaşayıp yaşamadığını soruyorum, bana şu sözlerle yanıt veriyor: İnsanlar bir kişinin yaptığı yanlış davranıştan topyekûn herkesi sorumlu tutabiliyor, bunun önüne maalesef geçemiyoruz. Tabi ben de bu önyargılara maruz kaldım ama genel itibariyle hoşgörü daha fazla…

Rokka ismini neden kullandığını sorduğumda rokayı çok sevdiğinden eşi ile bu isime karar verdiklerini söyledi. Rokanın Arapça telaffuzu çift ‘k’ sesi ile yazılıp okunduğu için bu şekilde kullanılmış. Küçük ve sıcak bir yer olan Rokka’nın özel yemeği Ortadoğu’nun en çok bilinen yemeği Falafel’dir. Bunların dışında pizza ve dürüm çeşitleri var menülerinde. Antalya’yı çok sevdiğini söylüyor, özellikle dağ yürüyüşlerini ve denizini. Ülkesinden Türkiye’ye geldikten sonraki yaşadığı depresyonu Antalya’nın doğal güzellikleri ve doğası sayesinde atlatmış. Son olarak kendisine Lazkiye dönmeyi düşünüp düşünmediğini sorduğumda kesin bir dille “Hayır.” diyor. Ailem orada ama ben kendimi oraya ait hissetmiyorum artık. Özlüyorum lakin bir yerde paranız yoksa ve mutsuzsanız orası sizin vatanınız değildir artık.

 

Muhabir:

Derya Boğaakça (Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik bölümü öğrencisi)

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.