Sümbül’ün Eteklerinde Bir Yaşam “Hakkâri”-1

Coğrafya  zamanla üzerinde yaşayan canlıya da etki eder. Yaşamlar şekillenir ve tüm hızıyla akar devam eder.

Türkiye’nin Güney ve Doğu ucunun kesiştiği bölümde bulunan ve Sümbül Dağı’nın eteklerine kurulmuş Hakkâri şehri geçmişten günümüze birçok uygarlığa  beşiklik etmiştir. Bu küçük ve şirin şehir aynı zamanda gökkuşağı kadar da renklidir. Hakkâri il sınırına yaklaştığınız zaman sizi hemen sarp ve dik kayalıklar karşılar. Ardından şehrin can damarı Zap suyu bütün hengamesiyle sizi selamlar. Ve yokuşlu uzun dar dağ yollarından geçerek kent merkezine ulaşırsınız.

Hakkari, Culemerg veya Çolemerik…

Hakkâri ismi ilk olarak Vakıdi’ye ait eserlerde geçmiştir. Hakkâri bölgesinin merkezi olan Culemerg (Çölemerik) ismi ise ilk olarak ebu’l- Ferec b. Harun el- Meleti olarak bilinen Bar Hebraeus’un “Tarih’uz-Zaman” isimli eserinde geçer. Coğrafi olarak Güneydoğu Toroslar ile Irak- İran sınırı boyunca uzanan Zagros dağ silsilesinin kesişme noktasında bulunur. Hakkâri bölgesi, dağlık geniş bir bölge olup; güneyinde Erbil ve Musul ovalarının yer aldığı Mezopotamya düzlükleri, kuzeyinde ise Azerbaycan platosu bulunmaktadır. Hakkâri bölgesinin ilk merkezi İmadiye (Duhok’un ilçesi) olarak da bilinen Aşeb kalesidir. Daha sonra ise Culemerg, bölgenin merkezi olmuştur. Hakkâri ismi geniş bir bölge için, Culemerg ise bu bölgenin merkezi olan şimdiki Hakkâri kent merkezi için kullanılmıştır. 

Hükmetmeyi Zorlaştıran Doğa… 

Dağlık ve engebeli bir alana sahip olmasından dolayı Hakkâri bölge aşiretleri güçlenmiş ve kendi yönetimlerini kurmuşlardır. Hakkâri’ye hükmetmenin zor olmasından kaynaklı gerek Safevi gerekse Osmanlı devleti Hakkâri beyleri ile iyi geçinmiş ve özel imtiyazlar sağlamıştır. Bundan kaynaklı her iki devlete ait arşiv kayıtlarında Hakkâri beyleri ile ilgili bilgi mevcuttur. Son olarak bölgede yaşamış olan Nasturîleri araştıran batılı misyonerler tarafından oldukça zengin bir arşiv oluşturulmuştur.

Hakkari de Aşiret Yapısı

Hakkari’de baska rast” [sağ kanat] ve “baska çep” [sol kanat] olmak üzere iki kutuplu bir aşiret yapısı vardır ve bu iki kanatta sadece Kürt aşiretleri değil bölgede yaşamış olan Nasturi aşiretleri de yer almışlar, hatta zaman zaman kendi dindaşlarına karşı mensup oldukları kanattaki Kürt aşiretleriyle ittifak yapmışlardır. Kürtlerin pek çok mîrlik halinde parçalı bir siyasi yapı oluşturmaları Osmanlı’nın Kürtleri kontrol etmesini kolaylaştırırken, mîrlikler içerisinde parçalı aşiret konfederasyonlarının oluşması da mîrlerin işine yaramış ve bu şekilde aşiretleri daha rahat kontrol atında tutabilmişlerdir.

*Birçok tarihi kaynaktan yararlanılmıştır.

*Bir sonraki yazı Hakkari’deki Dini ve Etnik Cemaatler

Çetin Hozan GÜR

Muhabir, Editör ve Bölge Muhabirliği Projesinin Genel Koordinatörü

(İstanbul Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunu / OHO 2017 Katılımcısı)

diğer haberleri: 

Bölge Muhabirliği Projesi’ne Başlarken

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.